ZİLE’NİN KARABAĞLILARI TOPRAĞINI UNUTMADI

11.11.2020
265 kez Okunmuştur.

Son 150 yıl içerisinde Rus ve Ermeni baskısıyla binlerce Azerbaycan Türkü Kafkasya’dan Anadolu’ya göç etmek zorunda kaldı. Ruslar tarafından Osmanlı’ya karşı savaşmaya zorlanan Karabağlıların torunları, atalarının geride bıraktığı toprakların bugün azat ediliyor olmasını sevinçle karşılıyor.

Tokat’ta Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Karabağ’dan göçen yurttaşlar, topraklarının azat edilmesini sevinçle karşıladı. 1877-1878 savaşı sonrasında Azerbaycan’dan Osmanlı Devletine yapılmış kitlesel göç, “Karapapaklar’ın göçü” adını taşıyor. Bu toplu göç içerisinde Ermenistan işgalinden azat edilmeye başlanan Karabağ’dan da 1877-1914 yılları arasında aralıklarla devam eden göçler oldu. Bunun nedeni Birinci Dünya Savaşı öncesinde Rus denetimi altına geçen Türk topraklarında Ermeni silahlı birliklerinin onları hedef seçmeleri ve bu durumun Ruslarca denetlenmemesiydi. Kara yoluyla göç edenlerin bazıları atla, bazıları ise yaya hareket ederek Kars, Ardahan ve Artvin üzerinden Erzurum’da toplandı. Tokat, Sivas, Yozgat ve Amasya başta olmak üzere Türkiye’nin birçok noktasına ise Erzurum üzerinden dağıldı.

Karabağ Türklerinin bu göçte önemli kayıplar verdikleri, büyük zorluklar ve sıkıntılarla yüzleştikleri biliniyor. Aralarında Karabağ Türklerinin de olduğu göç eden Karapapaklar’ın sayısına ilişkin de çeşitli rakamlar mevcut.Mart 1880 tarihli kayıtlarda Erzurum’da onlara ayrılmış yurtlara gönderilmek üzere 8 bin göçmen hanenin olduğu belirtiliyor. Bu ortalama 40 binlik göçmen nüfus anlamına geliyor. 1914 yılına kadar bu sayı 30 bin haneyi bulurken bu rakam ortalama 150 binlik bir nüfusun Türkiye’ye sığındığını gösteriyor.

93 HARBİNDEN SONRA ANADOLU’YA GÖÇ EDİYORLAR

Günümüzde ise sadece Tokat’ın Zile ilçesinde 7 köyden toplamda 10 bin Karabağlı’nın olduğu bilinmekte. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr Yunus Emre Tekinsoy, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede:“Bugünkü Karabağ dediğimiz bölge de dahil olmak üzere Aras’ın kuzeyinde kalan bölgeler Rus hakimiyetine giriyor. Bundan sonra da Türklerin ciddi anlamda Ruslar tarafından asimile edilmeye çalışıldığını söylemek mümkün. Tabi ağır bir zulme uğruyorlar. Aynı zamanda Ermenilerden, bölgedeki Ermenilerden de destek alarak Ruslar bölgenin demografisini, nüfus yapısını değiştirmeye yönelik çeşitli faaliyetleri var. Bu nedenle 1828’den itibaren peyderpey bir göç hareketinin Anadolu’ya doğru başladığını söylemek mümkün. 1860’lara gelindiği zaman özellikle bugün Türkiye toprakları içerisinde bulunan Artvin, Kars, Ardahan bölgelerine bu bölgeden gelen Türklerin yerleşmeye başladığını görüyoruz. Fakat Türkler bu bölgeden gelip yerleşirken burada da uzun süre tutunamayacaklar. Çünkü biliyorsunuz 1877-78 Osmanlı-Rus harbi, ya da daha çok bildiğimiz ismiyle 93 Harbi var. 93 harbinin gerçekleşmesiyle birlikte Anadolu’nun içlerine göç etmek mecburiyetinde kalıyorlar. Bunlardan bir kısmı Tokat’ta dahil olmak üzere bu bölgeye yerleştiriliyor. Yani Sivas, Yozgat Tokat, Amasya bölgesine bunların iskan edilmiş olduklarını görüyoruz” şeklinde konuştu.

YAPILMAMIŞ ZULÜM KALMAMIŞ!

Annesi 10 yaşındayken Zile’ye geldiğini söyleyen ve şuan 78 yaşında olan Tuğba Bayramoğlu atalarından dinlediği zulme dair bildiklerini gazetemizle paylaştı. Tuğba Bayramoğlu:“Karabağ’dan, Karabağ’ın Şuşa’nın Krahtan Kentinden gelmişler, Nüsüs’ten. Köyün adı Nüsüs imiş. Oradan gelince annem 10 yaşındaymış. Oralar işgal olunca dedem de kaçmış gelmiş, karadan, havadan. Mektup yazmış büyük dedem, Sefer Dedem o zamanın padişahına. Demiş ortalık karışıktır ben 6 tane oğluma Osmanlı’ya kurşun attıramam. O da Molla Sefer Dayı, nereden gelirsen bağrımız açıktır. Karadan da havadan da gelmişler. İşte yollarda ölenler kimisini su aparmış, kimisini şöyle, böyle gelmiş çıkmışlar. Alabedir’de kalmışlar 3 sene, ondan sonra gelmişler Süleymaniye’ye yerleşmişler. Çocukları boğmuş öldürmüşler, kızların göğüslerini kesmişler, oğlanları yatağında boğmuşlar. Yapılmamış zulüm yokmuş.Haçasen’de demişlerki; çıktım yazıdan ki millet oturuyor. Hiç kalkan yok. Gittim ki hep kazığa oturtmuşlar. O kadar zulüm. Böyle işte halen cenah devam edip sürüyor” diye konuştu.

TELEVİZYON KARŞISINDA ÇOCUKLAR GİBİ AĞLADIM

Zile’nin Süleymaniye Köyü’nde yaşayan Kenan Bayramoğlu da büyüklerinden dinlediği göç hikayesini şöyle anlattı: “Atlarla affedersin, at eşek, at arabalarıyla her şeylerini bırakarak, ne kadar paraları varsa alıp gelirler. Dedemler tahminen 1892-93 yıllarında, babaannem ise 1910 yıllarında gelmiş. Tabi benim dedem 10 yaşındaymış buraya geldiğinde. Ne söyleyeyim? Gerçekten duygulandım, doluyum da… Belki burada konuşuyorum duygumu bastırıyorum da, televizyon karşısında resmen çocuk gibi ağladığımı biliyorum. Ağlıyorum yani çocuk gibi. Ağlıyorum ve devamlı oradaki akrabalarımla mesajlaşıyorum. Duygularımızı paylaşıyoruz ve oradaki dedemin mezarını bulup orada kurban keseceğim, mevlit okutturacağım Allah nasip ederse. Kurtarılsın, devlet müsaade ettiği zaman sana da haber veririz gelirsin dediler. Duygusallık hat safhada, ne söyleyebilirim ki yani. Gerçekten ağlıyoruz, yürekten ağlıyoruz yani.”

1890-1910 YILLARI ARASINDA ZİLE’YE YERLEŞTİLER

Azerbaycan Derneği Başkanı Zeynel Bayramoğlu ise Zile ve bölgesindeki köylerdeki yapıdan bahsetti. Başkan Zeynel Bayramoğlu: “Bizim geldiğimiz bölgeler genelde Cebrail denen bölgenin etrafındaki köylerden. Mesela bu köy Fatih Köyü. Fatih Köyü’nde ağırlıklı Ahmetli, orada Ahmetli burada Ehmetli denir. O bölgeden gelmiştir. Süleymaniye Köyü mesela, Sürik, Nüsüs, Alikeyhanlı, Osmanpınarı Köyü farklı yakın köylerden gelerek toplanmışlardır. Bunların geliş süreci hepsi birden gelmiş değil. 1890 ile 1910 yıl içerisinde 30 yıl içerisinde peyderpey gelerek bu bölgede yerleşik düzen almışlardır” diye konuştu.

Ermenistan’ın teslim olduğunun ilanı ile birlikte Tokat’ta Kafkas bölgesinden geldiği bilinen 66 köyde yaşayan vatandaşlar memleketlerinin azat edilmiş olmasının heyecanını yaşıyor.

Dursun Ekrem Er

  • Etiketler :
  • -
FACEBOOK YORUMLARI
Eklenme Tarihi : 11.11.2020
Güncelleme Tarihi : 11.11.2020